15 Yıl 3600 Prim Gününe Bağlı Kıdem Tazminatı Hakkı

By | 21 Kasım 2014

1475 sayılı İş Kanunu, şuan geçerli olmasa da aynı kanunun 14. maddesi kıdem tazminatı ilişkin olup hala geçerliliğini korumaktadır. 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi kıdem tazminatı düzenlemiş olup madde metnine göre kıdem tazminatına hak kazanmak için bazı şartların varlığı aranır. Bu şartlardan birisi de ; 506 sayılı Kanunun 60/1. maddesinin A bendinin (a) ve (b) bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı kanunun 60. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılması halidir. Diğer şartlar ve kıdem tazminatına ilişkin detaylı bilgiler için diğer yazımıza bakınız : Kıdem Tazminatı.

Yasada aranan koşul, işçinin 15 yıl çalışmış olması ve 3600 prim gününü doldurmasıdır. Bu halde işçi gerekli prosedürü tamamlayarak işyerinden bu nedenle haklı nedenle sözleşmesini feshedecek ve buna ilişkin olarak kıdem tazminatını alacaktır. Peki bu prosedür nasıl gerçekleştirilecektir ?

15 Yıl 3600 Prim Günü Dolayısıyla Kıdem Tazminatı Nasıl Talep Edilir ?

İşçiler, yasanın aradığı koşulları sağlamalarına rağmen bazı durumlarda bu haktan faydalanamazlar. Nitekim usuli işlemlerde eksiklik yapılması veya evrakların eksik tanzim edilmesi işçilerin 15 yıl 3600 prim gününe dayalı olarak hak kazanacakları kıdem tazminatından mahrum kalmalarına yol açmaktadır. Peki bir işçi, 15 yıl 3600 prim koşulunu sağlamış ise hangi yolları izlemelidir ?

15 yıl 3600 prim gününü dolduran işçi sırasıyla şu işlemleri gerçekleştirmelidir :

  • İşçi, bağlı bulunduğu SGK’dan 15 yıl 3600 prim gününü doldurup doldurmadığına ilişkin bir yazı almalıdır. Bu yazı alınmaksızın yapılmış bir işlem kıdem tazminatı hakkınızın yok olmasına neden olacaktır.
  • Haklı nedenle fesih dilekçesi verecek işçi, 15 yıl 3600 prim gününü doldurması nedeniyle emeklilik için haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini belirtecek ve SGK’dan aldığı evrakı da işverenine verecektir.

İşçiler, kıdem tazminatına hak kazanmak istiyorsa yukarıdaki işlemleri mutlaka yapmak durumundalar. Aksi halde kıdem tazminatı hakları ortadan kaybolacaktır.

SGK’dan Yazı Alınması Koşulu

Yukarıda da izah ettiğimiz üzere işçilere verilmiş bu hak, bazı usuli şartları da beraberinde getirmektedir. Madde gerekçesinde ve Yargıtay Kararlarında görüldüğü üzere mahkemeler, 15 yıl 3600 prim gününün doldurulduğuna ilişkin evrakın işverene verilmesini aramaktadırlar.

İşçinin Hangi Nedenle İstifa Ettiğini Açık Bir Şekilde Yazması Gerekliliği

İşçiler, 15 yıl 3600 prim gününü doldurmaları nedeniyle iş yerinden ayrılıyor iseler buna ilişkin dilekçesinde bu hususu açıkça belirtmelidirler. Aksi halde işçiler kıdem tazminatı hakkından faydalanamayacaklardır.

İşçinin İradesi

Uygulamada, işçilerin başka bir işte çalışmak amacıyla 15 yıl 3600 koşulunu sağlamaları halinde haklı nedenle iş sözleşmelerini feshettikleri, kısa bir süre içerisinde de yeni bir iş yerinde işe başladığı görülmektedir. Bu nedenle de Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2006 tarihli bir kararında işçinin iradesinin başka bir iş yerinde çalışma olması nedeniyle kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Bu karar tarafımızca hatalı bir karar olup Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de süreç içerisinde içtihat değiştirmiş ve Anayasal bir hak olan çalışma hakkını da göz önünde bulundurarak işçilerin yasadan kaynaklanan haklarını kullandığını beyan etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014 yılı başında vermiş olduğu karar şu şekildedir :

T.C. YARGITAY

9.Hukuk Dairesi

Esas: 2011/51535 Karar: 2014/52 Karar Tarihi: 13.01.2014

  • İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI
  • SİGORTALILIK YILI İLE PRİM ÖDEME SÜRESİNE AİT YÜKÜMLÜLÜKLERİ TAMAMLAYAN İŞÇİNİN EMEKLİLİK İÇİN YAŞI BEKLEMESİNE GEREK OLMADAN İŞ SÖZLEŞMESİNİ AKTİF SONLANDIRABİLMESİ
  • KIDEM TAZMİNATININ ÖDENMESİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Somut olayda davacı, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca on beş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 25.10.2010 tarihli dilekçesi ile işyerinden ayrılmış, 01.11.2010 günü başka bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı, Kanunun kendisine verdiği yasal hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkân tanımaktır. Bu nedenle davacının, davasının kabulü ile kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 120)

Dava: Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 17 yıllık sigortalılık ve 4739 gün prim ödemesi olduğunun Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilmesi üzerine yaşlılık aylığı almak amacıyla iş sözleşmesini feshettiğini iddia ederek, kıdem tazminatının ödetilmesini istemiştir.

 B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının akdi feshettikten kısa bir süre sonra başka bir yerde işe başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

 C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının, gerçekte emekli olmak için değil başka bir yerde iş bulması sebebiyle akdi feshettiği ve kötüniyetli olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

 D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir.

 E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.

2- İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.

Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır.

4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir. Aksi hâlde işçinin başka bir işyerinde çalışmak için değinilen yasa hükmüne dayanması, yasal hakkın kötüye kullanımı niteliğindedir. Dairemiz, konuyla ilgili bir kararında, işçinin bir gün sonra başka bir işverene ait işyerinde çalışmasının, feshin anılan (5) numaralı bent hükmüne uygun olmadığını gösterdiği sonucuna varmıştır (Yargıtay 9.HD. 4.4.2006 gün, 2006/2716 E, 2006/8547 K.).

Somut olayda davacı, davalıya ait işyerinde 29.05.2000 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışmaya başlamış, akit devam ederken 12.10.2010 günü, Yatırım Men. Değ. Şti.ne iş başvurusu yapmıştır.

Davacı, yaşlılık aylığını hak edip etmediğini 21.10.2010 günlü dilekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sormuş ve Kurumun aynı tarihli yazısında 17 yıl sigortalı ve 4749 gün prim ödemesi olduğu belirtilmiştir.

Davacı, bunun üzerine, 25.10.2010 gününde iş sözleşmesinin yaşlılık aylığı amacıyla feshettiğini davalıya bildirmiş ve davalı işyerindeki iş sözleşmesi bu tarihte sona ermiştir.

Davacı, 01.11.2010 gününde Y. Men. Değ. Şti.nde çalışmaya başlamıştır.

Mahkemece, davacının, gerçekte emekli olmak için değil başka bir yerde iş bulması sebebiyle akdi feshettiği ve kötüniyetli olduğu kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

Somut olayda davacı, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca on beş yıl sigortalılık ve 3600 gün prim günü şartlarını sağladığı için 25.10.2010 tarihli dilekçesi ile işyerinden ayrılmış, 01.11.2010 günü başka bir işverene ait işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı, Kanunun kendisine verdiği yasal hakkını kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkân tanımaktır. Bu nedenle davacının, davasının kabulü ile kıdem tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 13.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Incoming search terms:

  • 15 yıl 3600 gün kıdem tazminatı yargıtay kararları
  • 3600 gün kıdem tazminatı

20 thoughts on “15 Yıl 3600 Prim Gününe Bağlı Kıdem Tazminatı Hakkı

  1. süleyman sırrı tan

    Yorumdan ziyade sorum olucak kısa cevaplarsanız sevinirim.
    15 yıl 3600 den kıdem tazminatımı alarak ayrıldım ancak son 10 sene günde 10 saat çalıştım cumartesı 13.00 kadar calıstım dava acabilirmiyim.

    Reply
    1. Av. Mehmet Emre Ulusoy Post author

      Merhaba,

      Fazla çalışma ücretleriniz için ayrı bir dava açmanız gerekmektedir. Son 10 yıl değil yalnızca geriye dönük olarak 5 yıllık fazla çalışmalarınızı alabilirsiniz. Fazla çalışmaya ilişkin 5 yıldan fazla talepleriniz zamanaşımına uğramıştır.

      Reply
  2. Barbaros Öz.

    Mehmet bey

    Ben 1998 yılında Sgk başlangıcım var ve, 15.05.2015 tarihinde işten kendi isteğim ile ayrıldım. İstifa dilekçesine ( kendi isteğim ile şahsi gerekçelerimden dolayı ayırdığımı ve 15 yıl, 3600 prim günümü doldurduğumu ve tazminatımın ödenmesini belirten bir yazı ile talep de bulundum.
    istifa dilekçesini işverene tebliğ ettikten 3 gün sonra, Sgk dan 3600 gününü ve 15 yılı doldurduğuma dair aldığım yazıyı, iş verene ayrıca posta ile gönderdim. Bu durumda kıdem tazminatımı alabilir miyim ?

    Tşk.

    Reply
    1. Av. Mehmet Emre Ulusoy Post author

      Merhaba,

      Normal şartlarda işverene istifa dilekçesi ile SGK’dan aldığınız yazıyı aynı anda vermeniz gerekiyor. Fakat 3 günlük süreç makul bir süreç ve mahkemelerce kıdem tazminatı alacağınız hüküm altına alınıp davanız kazanılabilir. Dava açmak arzusunda iseniz iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

      Reply
  3. nurcan

    Merhaba;
    01.08.1997 sigorta başlangıcım var.Dershane öğretmeniydim.Bir kamu kurumuna 13.02.2013 te memur olarak atandımBu kamu kurumuna başlangıcım 18.02.2013 tür. 14.02.2013 tarihinde müdürümün kendi el yazısıyla yazdığı kurumda hiçbir alacağım yoktur ibareli istifa dilekçesini imzalamak durumunda kaldım.Sonrasında 08.09.1999 öncesini sigorta girişlilerin 15 yıl 3600 prim gününü doldurduklarında emekliliğini beklemek üzere istifa ettiklerinde kıdem tazminatı alabileceklerini öğrendim .Bu dershanede 13,5 yıl çalışmıştım.Dava açsam kıdem tazminatı alma şansım var mıdır? istifa dilekçesi müdürümün el yazısı ve zorda kalarak imzalanmış bir dilekçedir. Yardımcı olursanız çok sevinirim.Şimdiden teşekkürler…

    Reply
  4. şemsettin

    Hocam benim doğum tarihim 19.9.1981 ilk sigortalı işe başlama tarihim ise 2.8.1998 (17 yaş) prim günüm 4100 kıdem tazminatı alabilir miyim tesekkurler

    Reply
    1. Av. Mehmet Emre Ulusoy Post author

      Merhaba,

      SGK’dan prim gününüzü doldurduğunuza dair yazı alınız. Şayet bu yazıda gerekli şartları sağladığınız yazıyor ise kıdem tazminatınızı talep edebilirsiniz.

      Reply
  5. selda inal karakaş

    merhaba,
    benim durumum da biraz karışık, lakin karıştırma sebebim benim yoğun ve yorgun olmamdan kaynaklı. eşim 02/2015 tarihinden bu yana ALS rahatsızlığına yakalandı. eşimin rahatsızlığı sebebiyle sürekli gerekli olduğunda işe gidip gelirken yanında olmak durumunda kalıyorum. Kuruma bunu yazı ile de bildirerek izinler alıyordum. 28.06.2015 tarihinden sonra işe özel nedenlerden dolayı gidemedim, işten ayrılacağımı söyledim tamam idare ederiz dediler. 3 gün sonra işe gidip söyledikleri dilekçeyi elle yazıp imzalayıp verdim, benim kıdem tazminatı hakkım yokmu 1992 girişliyim dedim, ”hayır sen başka işe başlayacaksın kıdem tazminatı bizden alamazsın” dediler, zaten vaktimde olmadığı için yazıyı yazıp onlara verdim. hemen işleme alıp çıkışımı yapmışlar. 01.07.2015 tarihinde de başka bir yerde işe başlamak için gittim, gittiğim kurum buraya girsen bile kıdem hakkın vardı alabilirdin dediler hemen kuruma 2.bir dilekçe yazdım ilgili kanun maddesine dayanarak günümü doldurduğumu ve kıdem hakkımın tarafıma ödenmesi için gereğinin yapılmasını talep ettim, bu arada kurumdaki memurlarla sürekli telefonla görüştüm, SGK dan bir yetkiliyle de görüştüm, git SGK dan kıdem alabilir yazısı al ve bunu kuruma ver dediler. bende kurumdan görüştüğüm kişiye kıdem alabilir yazısı alarak mail attım. bana ısrarla sen başka işe başladın kıdem alamazsın dediler. Resmi olarak dilekçeyi tekrar yazıp kurumun evrak servisinden geçirip ilgili Daire Başkanını aradım benim 19 senedir çalışma hayatının içinde ter döktüğümü fazla çalışmalarımı dahi önemsemediğimi lakin kıdem hakkının hizmet seferlamasına gideceği için almamın önemli olduğunu eşimin rahatsızlığı sebebiyle de parasal olarak çok sıkıştığımı söyledim daha sonra kurumun strateji ve hukuk servisine görüş sorduklarını ama onlarında SGK dan görüş istediklerini söylediler. Gelen yazı sonunda kurum SGK nın istifa dilekçemi yazarken haketmiş olmama rağmen fesih nedenimi eksik beyan etmemeden dolayı alamayacağımı söyleyen bir cevabı bana 26.10.2015 itibariyle verdiler. Kurumda çalışan memurun mevzuatı eksik bilmesinden dolayı mağdur edilmiş emekleri boşa gitmiş durumdayım, bana yardımcı olabilir misiniz, sizce haklı duruma geçebilir miyim? şimdiden teşekkürler.

    Reply
    1. Av. Mehmet Emre Ulusoy Post author

      Merhaba,

      15 yıl 3600 prim gününe dayalı olarak iş akdini sonlandırmak için bazı usuli şartların sağlanması gerekir. Bu şartları yazımızda detaylı bir biçimde anlatmıştık. Bu nedenle bu şekilde yapılmamış bir fesih geçersiz olacaktır. Siz de istifa dilekçesi verdiğiniz için kıdem tazminatı alma hakkınız temelde olmamaktadır fakat İş Mahkemelerinin ve Yargıtay’ın işçi lehine kararlar vermesi nedeniyle dava açarak şansınızı denemeniz en sağlıklısı olacaktır.

      Reply
  6. İsa gülbek

    Kurumdan aldığım3600 kıdem tazminatı belgeyi şirkete verdim ama istifa dilekçesinde bir daha çalışmayacagıma dair yazmayı istediler .bende buna benzer bir işte çalışmayacagıma yazdım .sizin öneriniz nedir

    Reply
    1. Av. Mehmet Emre Ulusoy Post author

      Merhaba,

      Bir daha çalışmayacağım gibi yazılar geçersizdir. Çalışma hakkı anayasal bir haktır ve kişinin kendisi dahi bu hakkı sınırlayamaz.

      Reply
  7. kenan

    Merhaba

    2009 yilinda girmis oldugum isyerinden 2013 yilinda istifa ettim Bir yil sonra tekrar ayni yerde ise basladim.isveren haklarimin korunacagi hakkinda sozlu ifadede bulundu.Şimdi 3600 gün 15 yil sartini sagliyorum.Sigortadan yazi alip 2009 dan beri bu firmada calistigim gunlerin kidemini alabilirmiyim? Ssk ise giris 01.09.1999 prim gunu 5400 gun.

    Reply
    1. Av. Mehmet Emre Ulusoy Post author

      Merhaba,

      Yasal olarak 2009’dan itibaren alamazsınız. İşveren rızası ile size tazminatı vermek isterse alabilirsiniz. Aksi halde imkansız.

      Reply
  8. Özkan

    Merhaba 3600 iş Kanunundan yararlanıyorum sgk dan yazılı kağıt alıp iş yerine teslim ettim 3 ay oldu şu anda başka bir özel sektörde sigortalı olarak çalışıyorum kıdem tazminatım ödenmesi ne kadar daha beklemeliyim muhasebe tarafından oyalanıyorum akrabalık var eski patronum tlf cevap vermiyor oyalanıyorum ne yapmalıyım ..şimdiden tşk ne tavsiye edersiniz

    Reply
  9. Sezen

    14.08.2001 ilk işe giriş tarihim .15 yıl 3600 gün şartını sağlıyorum ancak 1999 öncesi değilim ..İşten ayrılmak istesem kıdem tazminatımı alabilirmiyiz?
    Tesekkürler.

    Reply
  10. melih

    15 yıl 3600 prim günü için 1999 ve öncesi sigorta şartı yokmu dur?

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir