Anlaşmalı Boşanma Sonrası Yoksulluk Nafakası Talebi

By | 06 Ocak 2015

Anlaşmalı Boşandıktan Sonra Yoksulluk Nafakası Talep Edilebilir Mi?

Evlilik birliğinin sona ermesi anlaşmalı boşanma davası ile de mümkündür. Nitekim TMK 166. Maddesine göre taraflar şartları sağladıkları takdirde anlaşmalı boşanabilirler. Anlaşmalı boşanma davası açacak olan eşler, aralarında kanunun zorunlu tuttuğu konularda uzlaşma sağlamalı ve bu uzlaşıyı anlaşmalı boşanma protokolüne dökmelidirler. Anlaşmalı boşanma davası ve anlaşmalı boşanma protokolüne ilişkin yazılarımızı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Anlaşmalı boşanan eşler, aralarında nafaka hususunda anlaşma yapacaklardır. Nitekim eşe verilecek olarak yoksulluk nafakası ve çocuğa verilecek olan iştirak nafakası hükümleri düzenlenmek zorundadır. Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasına ilişkin düzenlemeler yapacak olan eşler, aralarında yoksulluk nafakası verilmeyeceğine dair anlaşabilirler. Anlaşmalı boşanma davasında iştirak nafakasına hükmedilmediğinde ileride açılacak yeni bir dava ile iştirak nafakası istenebilecek midir ? Bu soruya yanıtımız için lütfen tıklayınız : Anlaşmalı Boşanmada İstenmeyen İştirak Nafakası İleride İstenebilir Mi ?

Evlilik birliğinin anlaşmalı boşanma davası ile sona ermesi halinde eş, yoksulluk nafakası isteğinden feragat etmiş olabilir. Feragat edilen yoksulluk nafakası ileride istenebilecek midir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir dosyada buna ilişkin inceleme yapmış ve anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakası isteğinden feragat eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düştüğü gerekçesiyle yoksulluk nafakası isteyemeyeceğini hükme bağlamıştır. Buna ilişkin kararı aşağıda sizlere sunmaktayız :

T.C YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2012 / 3-836  – Karar: 2013 / 306 – Karar Tarihi: 06.03.2013

YOKSULLUK NAFAKASI DAVASI – TARAFLARIN BOŞANMA SIRASINDA NİHAİ OLARAK ANLAŞTIKLARINI BİLDİRDİKLERİ VE NAFAKA İSTEĞİNDEN FERAGAT EDİLDİĞİ – DAVACININ BOŞANMA YÜZÜNDEN YOKSULLUĞA DÜŞTÜĞÜNDEN BAHİSLE NAFAKA İSTEYEMEYECEĞİ – HÜKMÜN ONANMASI

ÖZET: Dava, yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından sözedilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.

(4721 S. K. m. 175) (1086 S. K. m. 91, 151)

Dava: Taraflar arasındaki <Yoksulluk Nafakası> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 5. Aile Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 12.04.2011 gün 2010/636 E.-2011/453 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2011 gün 2011/14455 E -18101 K. sayılı bozma ilamı ile;

(…Dava dilekçesinde, boşanmakla yoksulluğa düşüldüğü, anlaşmalı boşanmada nafaka hakkının saklı tutulduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesi istenilmiş; mahkemece, tarafların boşanmasına ilişkin ilamda, yoksulluk nafakasından feragat edildiği böylece nafaka takdirine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğu bu dava ile de yeniden yoksulluk nafakası talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

TMK.’nun 175. maddesinde; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan nafaka isteyebileceği düzenlenmiştir.

HUMK. nun 91 ve devamı maddelerine göre de; feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu vazgeçme beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Duruşmada sözlü olarak ifade edilen feragat, tarafların huzurunda okunup imzalatılır. (HUMK. Mad. 151/son).

Somut olayda; tarafların boşanmasına ilişkin Bursa 2.Aile Mahkemesinin 2010/205 E. 522 K. sayılı dava dosyasında yoksulluk nafakası isteminden açıkça vazgeçildiği yönünde bir dilekçe veya tutanağa aktarılmış usulüne uygun feragat beyanı bulunmamaktadır. Davacının 11.05.2010 tarihli celse beyanı incelendiğinde, açıkça <yoksulluk nafakasından feragat> edildiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır.

Buna göre deliller toplanıp yoksulluk nafakası miktarı belirlenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Karar: Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir.

Davacı, anlaşmalı boşanmakla ekonomik ve sosyal yönden yoksulluğa düştüğünü, boşanma ilamında nafakaya ilişkin hüküm verilmediğini ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı, anlaşmalı boşanma davasında nafaka ve tazminat talebinden açıkça feragat edildiğini bildirip davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; anlaşmalı boşanma davasında davacının kendisi için nafaka ve tazminat talebinden vazgeçtiği, kararın kesinleştiği, davacının yoksulluk nafakası talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen bozma ilamında açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilerek direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, davacının anlaşmalı boşanma davasındaki beyanının boşanma davası devam ederken istenen tedbir nafakası yönünden hüküm ifade edeceği, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönüme için olduğu, davacının feragat beyanında açıkça yoksulluk nafakası ibaresinin bulunmadığı, feragat beyanının davacıyı yoksulluk nafakası yönünden bağlamayacağı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca bu görüşe itibar edilmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından sözedilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen <Geçici madde 3> atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 06.03.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Av. Mehmet Emre ULUSOY

Incoming search terms:

  • anlaşmalı boşanmada nafaka
  • anlaşmalı boşanma nafaka

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir