Antrenör ve Teknik Direktörlerin İşçi Alacağı Hakları

By | 19 Haziran 2014

Antrenörlerin, Teknik Direktörlerin, Spor İdarecilerinin, Masörlerin vb. Spor Emekçilerinin Kıdem Tazminatı, Fazla Çalışma Ücreti ve Diğer İşçi Alacağı Hakları

Uygulamada sporcular ve kulüpleri arasındaki uyuşmazlıklarda İş Kanunu hükümleri uygulanmamaktadır. Nitekim sporcular ve kulüpleri arasında özel sözleşmeler tanzim edilmekte ve tarafların hak ve yükümlülükleri bu sözleşmelerde belirlenmektedir. Yine Türkiye Futbol Federasyonu, Türkiye Basketbol Federasyonu gibi özerk kurumların kendi yönetmelikleri sporcuların hakları konusunda gerekli düzenlemeyi yapmışlardır. Peki bu düzenlemeler spor emekçileri olan antrenör, teknik direktör, idareciler, masörler, malzemeciler ve diğer çalışanlar açısından geçerli midir ?

Teknik direktör, antrenör, masör ve vb. spor kulübü çalışanları için işçi alacaklarına yönelik bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda İş Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu nedenle bu ve bunun gibi spor emekçileri İş Kanunu’na tabii olacaklar ve uyuşmazlıklar İş Kanunu çerçevesinde çözümlenecektir. (Kıdem Tazminatı, İşe İade Davası, Fazla Çalışma Ücreti, Yıllık İzin Ücreti, Genel Tatil Ücreti, Hafta Tatili Ücreti gibi işçi alacaklarına dair açıklamalar için tıklayınız)

Antrenör, Teknik Direktör vb. Çalışanlar İş Kanununa Tabidir

Yukarıda da belirttiğimiz üzere spor kulüplerinde saydığımız çalışanlar İş Kanununa tabidir ve işçi alacakları bu kanuna göre korunur. Buna ilişkin verilmiş iki adet Yargıtay Kararını sizlere sunmaktayız. Bununla birlikte voleybol antrenörü, futbol antrenörü vb. antrenörler ile birlikte, futbol basketbol voleybol vb. sporlara dair teknik direktörlük yapanlar da İş Kanununa tabidir.

T.C. YARGITAY

9.Hukuk Dairesi

Esas:  2010/45651 -Karar: 2010/35814 – Karar Tarihi: 02.12.2010

ÖZET: İster özel hakem, isterse genel mahkemede görülsün sporcu ile kulübü arasında alacaklarla ilgili uyuşmazlıkta İş Kanunu hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri elemanlar ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, bağlı bulundukları federasyonun özel hükümleri dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum yoktur. Somut olayda, davacının voleybol antrenörü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenörün İş Kanunu kapsamında işçi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 4, 17) (5521 S. K. m. 1)

Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Göçer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı; davalı işyerinde 08.02.2006-30.6.2007 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın ve ihbar öneli kullandırılmadan feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunmuştur.

Davalı; davacının antrenör olarak çalışmakta olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/g maddesi kapsamında sporcu vasfı taşıdığından uyuşmazlığın çözümünde İş Yasasının uygulanamayacağını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olması gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; davacının davalı şirkette voleybol antrenörü olarak çalıştığı, 4857 sayılı yasanın 4/I-g bendi gereğince profesyonel sporcular transfer ücreti ve prim karşılığında bir spor kulübüne bağlı oldukları halde aradaki sözleşme ve yapılan işin özellikleri sebebiyle İş Kanunun kapsamı dışında bulunduğu, profesyonel sporcular hakkında Borçlar Kanunundaki hizmet akdine ilişkin hükümlerin uygulanacağı, davalının 4857 sayılı yasanın 4/I-g bendi gereğince profesyonel sporcular transfer ücreti ve prim karşılığında bir spor kulübüne bağlı oldukları halde aradaki sözleşme ve yapılan işin özellikleri sebebiyle İş Kanunun kapsamı dışında bulunduğu, profesyonel sporcular hakkında Borçlar Kanunundaki hizmet akdine ilişkin hükümlerin uygulanacağı, davalının voleybol antrenörü olarak sporcu vasfını taşıdığı, davalı şirket ile arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı gerekçesi ile davanın görevsizlik sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık davacının sporcu sayılıp sayılmayacağı ve işçinin İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.

Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir.

İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava <iş mahkemesi sıfatıyla> açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda, asliye hukuk mahkemesi ara kararı ile <iş mahkemesi sıfatıyla> baktığını belirterek davaya bakmaya devam eder.

İşçinin İş Kanunu kapsamında kalmaması halinde iş mahkemesine açılan davada, dava dilekçesinin görev nedeni ile reddi ve davanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırı olacaktır.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının 9 bendi uyarınca, <sporcular> hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz.

Sporcular, kulüplerinin (işverenlerinin) gösterdiği yerlerde tespit edilmiş çalışma saatlerine tâbi olarak ve işverenin emir ve gözetimi altında antrenman ve müsabakalar yaptıkları ve karşılığında da önceden kararlaştırılmış bir ücret aldıklarına göre kulüpleri ile bağları iş sözleşmesine dayanmaktadır. Faaliyetin sporla ilgili oluşu sporcu ile kulüp arasındaki bağın iş ilişkisi sayılmasına engel oluşturmaz.

Federasyon ile kulüp, federasyon ile hakem, sporcu, teknik direktör, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıklar için federasyonun kendi özel yasalarında veya hukuk talimatlarında özel kurullar ve tahkim şartı benimsenmiştir. Bu nedenle sporcu, antrenör gibi, kimselerin işverenleri olan kulüplerle ilgili uyuşmazlıklarda öncelikle bağlı olduğu federasyonun kurullarına başvurması gerekmektedir.

Spor; kişisel veya toplu oyunlar biçiminde yapılan, genellikle yarışmaya yol açan, bir takım kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü olarak tanımlanabilir. Buna göre kısaca sporcu, sporla uğraşan, aktif olarak içinde yer alan, yarışan, maç yapan kişidir.

Antrenör, gerekli bilgiyi bilim ışığında sporcunun başarısı için kullanan daha sonra bu bilgileri spor becerileri ve strateji ile birleştiren kişidir.

Teknik direktör ise, eğitim sonucu aldığı teknik bilgileri sporcunun ve doğal olarak çalıştırdığı takımın başarısı için kullanan daha sonra bu bilgileri spor becerileri, strateji ve eğitici kimliği ile birleştiren ve antrenör ve yardımcıları aracılığı ile uygulatan, eğiten, bu anlamda direktif veren kişidir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca özellikle iş hukukunda istisnai hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına konulan hükümlerin, işçiler yararına yorumlanması asıldır.

Yukarda ki tanımlar ve içtihadı birleştirme kararları ışığında sporla doğrudan uğraşan sporcunun İş Kanunu kapsamında kalmadığı açıktır. Ancak doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevi de bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle antrenör veya teknik direktör ile kulüpleri işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarının iş mahkemesinde görülmesi gerekir. İş güvencesi hükümleri dışında, İş Kanunu’nda işçilik alacakları ile ilgili tahkim şartı öngörülmediğinden, antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, açık yasa düzenlemesi dışında bağlı bulunduğu federasyonun yönetmelik veya genelge ile özel hukuk kurulu ve tahkim kurulu öngörmesi, iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmayacaktır.

İster özel hakem, isterse genel mahkemede görülsün sporcu ile kulübü arasında alacaklarla ilgili uyuşmazlıkta İş Kanunu hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri elemanlar ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, bağlı bulundukları federasyonun özel hükümleri dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum yoktur.

Somut olayda, davacının voleybol antrenörü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen yasal ve hukuksal gerekçelere göre doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenörün İş Kanunu kapsamında işçi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Dairenin son kararları bu yöndedir. Buna göre davacının iş sözleşmesi ile çalıştığı kabul edilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Voleybol Antrenörünün İş Kanununa Tabi Olduğuna Dair Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY

9.Hukuk Dairesi

Esas:  2003/19877 – Karar: 2003/20178 – Karar Tarihi: 08.12.2003

ÖZET: Davacı, voleybol antrenörü olarak çalışırken sözleşmesinin bitim tarihinden önce feshedilmesi nedeniyle ücret ve kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. Sporcular, İş Kanunu kapsamı dışındadır. Sporcular yarışma ve müsabakalara katılan şahıslardır. Antrenörlerin asli görevi spor yapmak değil, sporcuları yarışma ve müsabakalara hazırlamaktır. Sporcu ile antrenörün yaptıkları işler birbirinden farklıdır. Antrenör, sporcu kavramı içinde kabul edilemez. Hizmet akdi ile çalışan davacı ile işveren arasındaki uyuşmazlıkta iş mahkemeleri görevlidir.

(1475  S. K. m. 5)     (1086  S. K. m. 1, 7)

Davacı, kıdem tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

              Yargıtay Kararı

Davacı, davalı spor kulübü derneğinde voleybol antrenörü olarak çalışırken sözleşmesinin bitim tarihinden önce feshedilmesi nedeniyle mahrum kalınan ücret ile kıdem tazminatı alacakları isteğinde bulunmuştur.

Mahkeme, davacının yaptığı işin niteliği itibarıyla spor işi olduğunu belirterek İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı görüşüyle görevsizlik kararı vermiştir.

İş Yasası’nın 5. maddesi ile sporcular İş Yasası kapsamı dışında bırakılmışlardır. Davacının durumunun değerlendirilebilmesi için “spor, sporcu ve antrenör” tanımlarının açıklığa kavuşturulması gerekir.

Spor, ferdi veya kolektif oyunlar şeklinde yapılan ve genellikle yarışmaya yol açan beden hareketleridir.

Sporcu ise, spor yapan ve sporla uğraşan kimse olarak sözlüklerde tanımlanmaktadır.

Yine sözlük itibarıyla antrenör; sporcuları veya spor takımlarını tedrici çalışmalarda karşılaşmalara hazırlayan kimselerdir.

Sporcuların çeşitli fiziki hareketlerini yaparak düzenli fakat, ölçülü bir şekilde çalışarak kendilerini hazırlamalarına antrenman denilmekte olup, antrenörler bu faaliyetleri organize ve idare eden kişilerdir.

Bütün bu anlatımlardan, sporcu ile antrenörün birbirinden farklı uğraşları yaptıklarını ortaya koymaktadır. Yasada “sporcu” olarak belirtilen kişilerin yarışma ve müsabakalara katılan şahıslar olarak kabul edilmesi gerekir. Antrenörün asli görevi spor yapmak değil, sporcuları yarışma veya karşılaşmalara hazırlamaktır. Yani başka bir anlatımla antrenör, öğreten ve eğitim veren kişidir. Yasanın açık anlatımından da profesyonel sporcuların istisna kapsamına alındıkları anlaşılmaktadır.

Davacı antrenör olarak hizmet akdi ile çalıştığına göre, işverenle aralarında çıkan uyuşmazlıkta görevli mahkeme iş mahkemesi olduğundan mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararının bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 8.12.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

Davacı, davalı spor kulübünde profesyonel antrenör olarak çalışmıştır. Yaptığı işin niteliği itibarıyla sporcu kavram ve kapsamı içinde düşünülmesi gerekir. 1475 sayılı İş Kanununun 5/9. maddesine göre sporcular hakkında İş Kanununun hükümleri uygulanmaz. Bu durumda dilekçenin görev yönünden reddine dair yerel mahkemenin kararı yerinde olduğundan onanması görüşündeyim, çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.

B. Özkaya – Üye 

Incoming search terms:

  • engelli voleybol antrenörü aranıyor
  • teknik direktör iş kanunu kapsamındadır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir