Türkiye’de özellikle kırsal kesimlerde ve gelişmekte olan bölgelerde mülkiyet haklarının belirlenmesi amacıyla yapılan kadastro çalışmaları, zaman zaman hak kayıplarına ve uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Dededen veya babadan kalma arazilerin yanlış ölçülmesi, sınırların hatalı çizilmesi veya taşınmazın hak sahibi olmayan başka bir kişi adına kaydedilmesi, ülkemizde en sık karşılaşılan hukuki problemlerin başında gelmektedir.
Bu yazımızda, kadastro tespitine nasıl itiraz edileceğini, askı sürelerini ve kadastro kesinleştikten sonra açılabilecek davaları detaylarıyla ele alacağız.
Kadastro Nedir ve Uyuşmazlıklar Neden Çıkar?
Kadastro, en temel tanımıyla ülke sınırları içerisindeki taşınmazların (arazi, arsa, tarla vb.) sınırlarının, yüzölçümlerinin ve hukuki durumlarının devlet eliyle tespit edilerek tapu siciline bağlanması işlemidir.
Ancak bu tespitler sahada yapılırken; eski tapu kayıtlarının yerel sınırlara tam uygulanamaması, ölçüm hataları, muhtar veya mahalli bilirkişilerin beyanlarındaki eksiklikler ya da mirasçılardan yalnızca birinin arazinin başında bulunması gibi sebeplerle hatalı tesciller yapılabilmektedir. Bu hataların düzeltilmesi ise ancak süresi içinde yapılacak itirazlar veya açılacak davalar ile mümkündür.
En Sık Karşılaşılan Kadastro Davası Türleri
Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız başlıca kadastro uyuşmazlıkları şunlardır:
- Mirasçılar Arası Uyuşmazlıklar: İştirak halinde mülkiyete tabi (miras kalan) bir taşınmazın, kadastro tespiti sırasında mirasçılardan sadece biri veya birkaçı adına tescil edilmesi.
- Sınır ve Yüzölçümü Hataları: Komşu parsellerle sınırların yanlış çizilmesi sonucu arazinin bir kısmının başkasının tapusunda kalması.
- Orman Kadastrosu Uyuşmazlıkları: Şahsa ait veya zilyetlik yoluyla kazanılmış arazilerin orman sınırı (veya 2B) içerisinde bırakılması ya da tam tersi durumlar.
- Zilyetliğe Dayalı Tescil Davaları: Tapusu olmayan ancak kanunun aradığı süre ve şartlarda (nizasız, fasılasız 20 yıl vb.) kullanılan arazilerin yanlış kişilere yazılması.
Kadastro Tespitine İtiraz: 30 Günlük Askı Süresi
Kadastro ekipleri sahada çalışmalarını tamamladıktan sonra, elde edilen sonuçları gösteren tutanaklar ilgili muhtarlıklarda ve kadastro müdürlüklerinde 30 gün süreyle askıya çıkarılır. Bu süre, hak sahipleri için hayati öneme sahiptir.
- Askı Süresi İçinde İtiraz: Taşınmazınızın sınırında, yüzölçümünde veya mülkiyet durumunda bir hata olduğunu düşünüyorsanız, bu 30 günlük askı ilan süresi içerisinde doğrudan Kadastro Mahkemesi’ne dava açmanız gerekmektedir. (Askı öncesi bilgilendirme aşamasında ise Kadastro Komisyonu’na itiraz edilebilir).
- Askı süresi içinde dava açılması halinde, o taşınmazla ilgili kadastro tutanağı kesinleşmez ve mülkiyet durumu mahkeme sonucuna göre belirlenir.
Kadastro Kesinleştikten Sonra Açılacak Davalar (10 Yıllık Süre)
Birçok vatandaşımız, taşınmazının bulunduğu bölgede kadastro çalışması yapıldığından haberdar olamamakta ve 30 günlük askı süresini kaçırmaktadır. Askı süresi içinde itiraz edilmeyen veya dava açılmayan kadastro tutanakları kesinleşir.
Ancak hukukumuz, askı süresini kaçıran hak sahiplerine bir imkan daha tanımıştır. Kadastro Kanunu madde 12 uyarınca; kadastro öncesi hukuki bir nedene (örneğin eski bir tapu kaydına, mirasçılık hakkına veya zilyetliğe) dayanarak tapu iptal ve tescil davası açılabilir.
Bu dava, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Bu 10 yıllık süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Yani 10 yıl geçtikten sonra, kadastro öncesi sebeplere dayanılarak (çok istisnai durumlar hariç) dava açılamaz ve hak iddia edilemez.

Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulamaları
Orman sınırları içerisinde kalan veya 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılan yerlerde yapılan kadastro çalışmalarına itirazlarda, taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirip yitirmediği incelenmektedir.(Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 14.12.2016, 2015/10197 E., 2016/12160 K.). Orman kadastrosuna itiraz davalarında, eski memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenajman planları üzerinden uzman bilirkişilerce keşif yapılması zorunludur (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 19.09.2023, 2021/9757 E., 2023/4457 K.)
Kazandırıcı Zamanaşımı Zilyetliği ve İktisap Koşulları
Kadastro iptali davalarında en sık rastlanan maddi hukuk dayanağı 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen zilyetliktir. Ancak zilyetliğin mülkiyet hakkı doğurabilmesi için “ekonomik amaca uygun” olması şarttır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 25.05.2023 tarihli, 2021/13797 E. ve 2023/3168 K. sayılı kararında, taşınmazın sadece hayvan otlatmak amacıyla kullanılmasının ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılamayacağı ve bu durumun iktisap için yeterli olmadığı hükme bağlanmıştır.
Zilyetlik iddialarında imar ve ihya durumunun tespiti için hava fotoğrafları ve teknik raporlar belirleyici rol oynamaktadır. Taşınmazın hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet izi taşımayan, çalılık veya taşlık nitelikte görülmesi, zilyetlikle iktisap iddiasını çürütmektedir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 20.03.2023, 2021/12230 E., 2023/1616 K.). Ayrıca, 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca taşınmaz üzerindeki muhdesatın (örneğin zeytin ağaçları) aidiyetinin belirlenmesi ve ispatı halinde tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 29.05.2023, 2022/1112 E., 2023/3269 K.).
Dava ve Yargılama Süreci
Kadastro yargılaması, mülkiyet durumunun süratle kesinleştirilmesi ve sağlıklı tapu sicili oluşturulması amacıyla özel usul kurallarına tabi kılınmıştır.
Dava Açma Süresi: Kadastro tespitine karşı, 30 günlük askı ilanı süresi içerisinde Kadastro Mahkemesinde dava açılabilir. Tutanakların kesinleşmesinden sonra ise kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde dava açılması mümkündür.
Yargılama Usulü: Kadastro mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır ve bu mahkemeler adli tatile tabi değildir. Kanun’un 29. maddesi uyarınca, taraflar duruşmaya gelmese dahi dosya işlemden kaldırılmaz; hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceleyerek karar vermekle yükümlüdür.
Delillerin Toplanması ve Keşif: Yargılama sürecinde taşınmazın niteliği, zilyetlik süresi ve imar-ihya durumu; hava fotoğrafları, memleket haritaları, yerel bilirkişi beyanları ve uzman bilirkişi (orman, fen, ziraat, jeoloji mühendisleri) raporları ile tespit edilir. Özellikle zilyetlik yoluyla tescil taleplerinde, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak en az 20 yıl süreyle malik sıfatıyla kullanılıp kullanılmadığı araştırılır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kadastro davalarında görevli mahkeme, davanın açıldığı zamana göre değişiklik gösterir:
- Eğer dava 30 günlük askı süresi içinde açılacaksa görevli mahkeme Kadastro Mahkemesi’dir.
- Eğer kadastro kesinleşmiş ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde “kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davası” açılacaksa, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.
Her iki durumda da kesin yetkili mahkeme, taşınmazın (arazinin) bulunduğu yer mahkemesidir. Dava başka bir yer mahkemesinde açılamaz.
Davalı Sıfatı Kimdedir? Husumet Kime Yöneltilmelidir?
Husumetin kime yöneltileceği somut olaya göre değişiklik gösterecektir; örneğin, orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesine ilişkin davalarda, davanın Hazineye yöneltilmesi gerektiği, husumette yanılgıya düşülerek sadece Orman İşletme Müdürlüğü aleyhine hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 01.06.2023, 2021/14093 E., 2023/3421 K.)
Ayrıca, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında el değiştirmesi halinde yeni malikin davaya dahil edilmesi zorunlu olacaktır.
Uygulama kadastrosuna itiraz davalarında ise, tescil harici bırakılan alanlar söz konusu olduğunda Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanlıklarının davada yer alması yasal bir zorunluluk olacaktır. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 11.10.2023, 2022/7630 E., 2023/5127 K.).
Avukat Mehmet Emre Ulusoy’un Notu
Kadastro davaları; eski tapu kayıtlarının (Osmanlıca veya eski Türkçe tapuların) incelenmesi, mahalli bilirkişi beyanlarının değerlendirilmesi, keşif aşamasında sınırların arz üzerinde doğru gösterilmesi gibi son derece teknik ve uzmanlık gerektiren süreçlerdir. Özellikle 10 yıllık hak düşürücü süre ve görevli mahkeme gibi usuli kural hataları, telafisi imkansız hak kayıplarına yol açabilir.
Mülkiyet hakkınızı korumak ve arazileriniz üzerindeki uyuşmazlıkları gidermek için alanında uzman bir avukattan hukuki destek almanız büyük önem taşımaktadır. Kadastro davaları ve tapu iptal süreçleri hakkında detaylı bilgi almak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz : İletişim

Sık Sorulan Sorular
1. Kadastro davası (Kadastro tespitine itiraz / iptal davası) nedir?
Kadastro davası; devlet tarafından ülke genelindeki arazilerin sınırlarının ve hukuki durumlarının (kimin adına tapuya kaydedileceğinin) belirlenmesi işlemi olan “kadastro çalışmaları” sırasında yapılan yanlışlıkların, sınır kaymalarının veya mülkiyet hatalarının düzeltilmesi amacıyla açılan gayrimenkul davalarıdır.
2. Köyüme/Mahalleme kadastro geldi, sonuçlara itiraz süresi ne kadardır?
Kadastro ekipleri çalışmalarını tamamladıktan sonra sonuçları (kimin adına ne kadar yer yazıldığını) muhtarlıklarda 30 gün süreyle askıya çıkarır. Bu 30 günlük “askı ilanı süresi” içinde yapılan tespitlere itirazınız varsa, doğrudan Kadastro Mahkemesi’nde dava açmanız gerekmektedir. Bu süre içinde dava açılmazsa kadastro tutanakları kesinleşir ve araziler tapuya tescil edilir.
3. 30 günlük askı süresini kaçırdım, kadastro/tapu kesinleşti. Artık dava açamaz mıyım?
Açabilirsiniz. 30 günlük askı süresini kaçırmanız hakkınızın tamamen kaybolduğu anlamına gelmez. Kadastro tutanaklarının kesinleşerek tapuya tescil edildiği tarihten itibaren 10 yıl içinde, yanlış veya haksız yazılan tapunun iptali için genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemesi) “Tapu İptal ve Tescil Davası” açma hakkınız bulunmaktadır.
4. 10 yıllık kadastro dava açma süresi (hak düşürücü süre) uzatılabilir mi?
Hayır, uzatılamaz. Kadastro Kanunu’na göre tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren geçen 10 yıllık süre “hak düşürücü” süredir. Bu süre geçtikten sonra, kadastrodan (tespit öncesi sebeplere dayanarak) kaynaklanan hatalar için hiçbir şekilde dava açılamaz. İddianız ne kadar haklı olursa olsun davanız süre yönünden (usulden) reddedilir. Bu nedenle süreyi kaçırmamak hayati önem taşır.
5. Dedemden kalan tapusuz (sadece kullandığımız) arazi başkası adına yazılmış, dava açabilir miyim?
Evet, açabilirsiniz. Kırsal kesimlerde birçok arazi tapusuzdur ve sadece kullanım (zilyetlik) yoluyla babadan/dededen kalır. Kanuna göre, davasız ve aralıksız olarak en az 20 yıl boyunca malik sıfatıyla bir araziyi kullanan (zilyet olan) kişi, o yerin kendi adına tescilini isteyebilir. Kadastro sırasında bu yer başkası veya Hazine adına yazılmışsa, zilyetlik hakkınıza dayanarak kadastro iptal davası açabilirsiniz.
6. Mirasçılardan biri, diğer mirasçıların haberi olmadan kadastro davası açabilir mi?
Evet, açabilir. Kadastro davalarında, miras ortaklığına dahil olan taşınmazlar için mirasçılardan (paydaşlardan) her biri, kendi payı oranında veya tüm mirasçılar adına tapunun düzeltilmesi için tek başına dava açma hakkına sahiptir. Diğer mirasçıların onayını veya vekaletini almak zorunlu değildir.
7. Kadastro davalarında haklılığımı nasıl ispat edebilirim? Hangi deliller geçerlidir?
Kadastro davaları, masa başında değil arazide çözülen davalardır. En önemli ispat araçları; mahalli bilirkişiler (o yöreyi eskiden beri bilen yaşlı köylüler), sınır komşularının tanıklığı, eski tarihli vergi kayıtları, eski tapu senetleri (tapulama evrakları) ve mahkeme heyetiyle arazide yapılacak olan keşif incelemesidir.
8. Kadastro davası hangi mahkemede açılır?
Davanın açılacağı mahkeme, itirazın zamanına göre değişir:
- 30 günlük askı ilanı süresi içinde dava açacaksanız görevli mahkeme Kadastro Mahkemesi’dir.
- 30 günlük süre geçmiş ve tapular kesinleşmişse (10 yıllık süre içinde) açacağınız tapu iptal davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Her iki durumda da dava kesin yetki kuralı gereği taşınmazın (arazinin) bulunduğu yerdeki adliyede açılmak zorundadır.
Kadastro davaları ile ilgili örnek Yargıtay kararlarına buradan ulaşabilirsiniz.






