Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Geçerliliği

By | 31 Mart 2015

Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Geçerliliği

Anlaşmalı boşanma davası açmak isteyen eşler, boşanma şartları hususunda anlaşmalı ve bu doğrultuda anlaşmaları içerir bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlemelidir. Anlaşmalı boşanma protokolünün nasıl düzenlenmesi gerektiği ve içeriğinde nelerin mutlaka bulunması gerektiği hususundaki açıklamalarımız için ilgili yazılarımızı okuyunuz:

Anlaşmalı Boşanma Davası Şartları, Süresi, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir, Neleri İçerir ?

Bu yazıları tıklayarak okuyabilir, detaylar hususunda bilgi sahibi olabilirsiniz.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Ne Zaman Geçerlilik Kazanır ?

Anlaşmalı boşanma protokolünü düzenleyen eşler, aralarında tazminat, nafaka, velayet hususlarında anlaşma sağlamalı ve buna ilişkin olarka düzenledikleri anlaşmalı boşanma protokolünü imzalamalıdırlar. Peki anlaşmalı boşanma protokolü imzalandıktan sonra eşler arasında boşanmaya karar verilmiş ve anlaşmalı olarak boşanılmış sayılacak mıdır?

Bu soruya yanıt vermemiz için öncelikli olarak anlaşmalı boşanma davasının Türk Medeni Kanunu’nda ne şekilde düzenlendiğini incelemek gerekir. Türk Medeni Kanunu’na göre anlaşmalı boşanmak arzusunda olan eşler, aralarında bir anlaşmalı boşanma protokolü düzenlemeli ve bu protokolü hakim huzurunda onaylamalıdırlar. Yani, eşler aralarında anlaşmalı boşanma protokolünü imzalamış olsalar dahi hakim huzurunda yani duruşmada bu protokolü onayladıklarını ve boşanmak istediklerini beyan etmedikleri sürece anlaşmalı boşanma protokolünün herhangi bir bağlayıcılığı olmayacaktır. Çünkü Türk Medeni Kanunu, eşlerin hakim huzurunda boşanma arzularını dile getirmeyi aramıştır. Bu nedenlerle hakim huzurunda onaylanmamış olan bir anlaşmalı boşanma protokolü geçersiz olacak ve bu protokole ilişkin işlem yapılamayacaktır.

Aşağıda sunduğumuz Yargıtay Kararında da taraflardan birisi duruşmada anlaşmalı boşanmaya karşı çıktığını beyan etmiş ve buna göre yargılama yapılmasını, yargılamanın çekişmeli boşanma olarak devam etmesini istediğini beyan etmiştir. Aile mahkemesi de anlaşmalı boşanma protokolü doğrultusunda hüküm kurmuş ve bu karar Yargıtay tarafından bozulmuştur. Anlaşmalı boşanma protokolü , taraflarca hakim huzurunda onaylanmadıkça hükme esas alınamayacaktır. İlgili karar şu şekildedir :

T.C YARGITAY

2.Hukuk Dairesi

Esas 2010  16093 – Karar 2011  16738 –  Karar Tarihi 24.10.2011

BOŞANMA DAVASI – ANLAŞMALI BOŞANMA KOŞULLARI OLUŞMADIĞINDA DAVAYA DEVAM EDİLİP BOŞANMAYA KARAR VERİLDİĞİNE GÖRE DAVA DİLEKÇESİNDE YER ALAN ANLAŞMALI BOŞANMA ÇERÇEVESİNDE BEYAN EDİLEN İFADE VE TALEPLERİNE GÖRE HÜKÜM KURULAMAYACAĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET Anlaşmalı boşanma koşulları oluşmadığında, Türk Medeni Kanunu uyarınca davaya devam edilip boşanmaya karar verildiğine göre, artık dava dilekçesindeki yer alan davacının anlaşmalı boşanma çerçevesinde beyan ettiği ifade ve taleplerine göre hüküm kurulamaz. Davacı vekilinin … tarihli celsedeki yoksulluk nafakasıyla maddi ve manevi tazminat taleplerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.

(4721 S. K. m. 166, 174)

Dava Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarda tarih numarası gösterilen hüküm yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği düşünüldü

Karar Davacı 24.9.2009 tarihli dava dilekçesiyle anlaşmalı olarak (T.M.K. madde 1663) davalıyla boşanmalarına, müşterek çocukların velayetinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini, davalıdan herhangi bir nafaka ve tazminat taleplerinin olmadığını belirtmiştir. Yargılama sırasında davalının anlaşmalı boşanmaya karşı çıkması sebebiyle dava evlilik birliğinin temelinden sarsılması (T.M.K. madde 1661) nedenine dayalı boşanma davasına dönüşmüştür. Mahkemece tarafların delilleri toplanmış ve Türk Medeni Kanununun 1661 inci maddesi gereğince birlik görevlerini yapmayan, güven sarsıcı davranışlar içerisine giren, eşinin evden gitmesini isteyen, davalı kocanın boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunu belirterek boşanmaya, davacının dava dilekçesinde nafaka ve tazminat talebinde bulunmadığına dair beyanını gerekçe gösterilerek de yoksulluk nafakası ve tazminat (T.M.K. madde 1741-2) taleplerinin reddine karar vermiştir. Anlaşmalı boşanma koşulları oluşmadığında, Türk Medeni Kanunu’nun 1661-2 nci maddesi uyarınca davaya devam edilip boşanmaya karar verildiğine göre, artık dava dilekçesindeki yer alan davacının anlaşmalı boşanma çerçevesinde beyan ettiği ifade ve taleplerine göre hüküm kurulamaz. Davacı vekilinin 29.6.2010 tarihli celsedeki yoksulluk nafakasıyla maddi ve manevi tazminat taleplerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluk kararına katılmıyoruz.

T.C YARGITAY

2.Hukuk Dairesi

Esas: 2009 / 19463  – Karar: 2010 / 1937 – Karar Tarihi: 08.02.2010

BOŞANMA DAVASI – ANLAŞMALI BOŞANMA İSTEMİYLE AÇILAN DAVA – DAVANIN EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİ ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMİŞ OLMASI – YOKSULLUK NAFAKASI İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Dava başlangıçta anlaşmalı boşanma istemiyle açılmış, davalının yargılama sırasında davaya karşı çıkması sonucu evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davası olarak tarafların kanıtları toplanarak buna göre boşanmaya karar verilmiştir. Yerel mahkeme boşanmaya neden olan olaylarda kocasına hakaret eden davalıya göre, sadakat yükümlülüğüne uymayarak boşandığı eski eşiyle yaşayan davacı kocayı daha ağır kusurlu bulduğu halde, dava dilekçesinde tarafların birbirlerinden tazminat ve nafaka istemeyeceklerine dair, imzalı beyanları sebebiyle davalının yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Anlaşmalı boşanma koşulları gerçekleşmediğinden davaya devam edildiğinden; artık dava dilekçesindeki tarafların anlaşmalı boşanma çerçevesindeki ifade ve talepleri uyarınca hüküm kurulması kanuna uygun değildir. Davalının davaya yanıt dilekçesinde talep ettiği yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi zorunludur.

(4721 S. K. m. 166, 174, 175) (818 S. K. m. 42, 43, 44, 49)

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarda gün numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 1-) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-) Dava başlangıçta <anlaşmalı boşanma> (TMK. m. 166/3) istemiyle açılmış, davalının yargılama sırasında davaya karşı çıkması sonucu <evlilik birliğinin temelinden sarsılması> (TMK. m. 166/1-2) nedenine dayalı boşanma davası olarak tarafların kanıtları toplanarak buna göre (TMK. m. 166/1-2) boşanmaya karar verilmiştir. Yerel mahkeme boşanmaya neden olan olaylarda kocasına hakaret eden davalıya göre, sadakat yükümlülüğüne uymayarak boşandığı eski eşiyle yaşayan davacı kocayı daha ağır kusurlu bulduğu halde, dava dilekçesinde tarafların birbirlerinden tazminat ve nafaka istemeyeceklerine dair, imzalı beyanları sebebiyle davalının yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat taleplerini (TMK. m. 174, 175) reddetmiştir. Anlaşmalı boşanma koşulları (TMK. m. 166/3) gerçekleşmediğinden Türk Medeni Yasası’nın 166/1-2. maddeye göre davaya devam edildiğinden; artık dava dilekçesindeki tarafların <anlaşmalı boşanma> çerçevesindeki ifade ve talepleri uyarınca hüküm kurulması kanuna uygun değildir. Davalının davaya yanıt dilekçesinde talep ettiği yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat taleplerinin Türk Medeni Yasası’nın 166/1-2. madde hükümlerine göre değerlendirilmesi zorunludur.

a-) Türk Medeni Yasası’nın 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O durumda mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK. md. 4 BK. md. 42 ve 44) dikkate alınarak davalı yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

b-) Türk Medeni Yasası’nın 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O durumda mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4, BK. md. 42, 43, 44, 49) dikkate alınarak davalı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

c-) Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için sair taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK. m. 175) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Hükmün yukarda 2/a-b-c bendinde açıklanan sebeplerle tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönlerinden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu sair kısımların ise 1 no.lu bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 tarih içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

Av. Mehmet Emre ULUSOY

Incoming search terms:

  • boşanma protokolüne uymama
  • anlaşmalı boşanma protokolü imzalandıktan sonra

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir